İzleyiciler

9 Aralık 2017 Cumartesi

Kutsal Kudüs... Kutsal Ev.







Mescid-i Aksa Süleyman Aleyhisselam tarafından inşa ettirilen müslümanların ilk kıblesi olan kutsal bir mesciddir. Beytülmakdis olarak da ifade edilir. Beytülmakdis arapçada kutsal ev demektir. Mescid-i Aksa uzak mescid anlamına gelir ki; Mekke ve Medine'ye uzaklığından dolayı bu isim verilmiştir.

Müslümanlar,  Hırıstiyanlar ve Museviler tarafından kutsal sayılan Kudüs ve Mescid-i Aksa terör devleti İsrail'in işgali sözkonusudur. Şimdi de  emperyalist Amerikanın doğrudan müdehalesiyle Kudüs'ün statü değişikliği bütün dünya müslümanlarını hiçe saymaktadır. Dünya bu adım karşısınad sessiz kalmayacaktır. 

Efendimizin "Sadece üç mescide ziyaret için gidilir;  Mescid-i Haram,  Mescid-i Aksâ ve benim mescidim"  buyurmuştur. Mescid-i Aksa ve Kudüs'ün kutsallığını sorgulamak akla ziyandır. Mabedler birer mekan olduğu kadar, asıl işlevleridir. Mescidler Hakkın divanı ve allah'ın huzuruna çıkmaktır. Bu değerlendirme bütün mabedler için geçerlidir. 

Profösör


Rengarenkler Özgürlüktür



Kıyafet insanın ruhunu ve  iç dünyasını yansıttığı gibi, aynı zamanda bir kültür oluşturur. Sanatçılar olduğu gibi insandırlar.  Giyim kuşamları diğer irsanlardan farklı olabilir. Hiç bir sanatçı monotonluğu sevmez. Rutin çalışmaları olsa da iniş çıkışları, efes alışları ve ilham aldığı kendince kutsal sırları vardır.  Sanatçılar rengarenk bir montla özgür, simsiyah bir gözlükle havalı, yuvarlak bir şapka ile avare, dik yürüyüşüyle özgven sahibidirler. Yazar, çizer, resmeder. Kim böyle bir monta sahip olmak ister!...

Profösör

8 Aralık 2017 Cuma

Şamar Oğlanı


Kenarda, kuytuda ağlayan bir çocuk gördün mü sen!.. Bil ki yediği tokattan değil; onurundan ve gururundan ağlıyordur o. Hiç bir kimsenin çocuğu şamar oğlanı değil; ancak anneler bilir onun bu halini. Ağlayan bir  çocuk görsem, başı tıraşlı  köşelerde,  ağlayan çocuk  sanki benim içimde. Bir zamanlar çocuktum ağlamanın re demek olduğunu iyi bilirdim. Tokat yemekse en çok enseye tokat yerdim. Enseye tokat atan, masumun lokmasını alır derdim. Ha enseye tokat atmışsın, ha müsumun lokmasını ağszından lokmasını almışsın. Lütfen masumlara birazcık sevginiz olsun, biraz da şefkatiniz!.. Tam olsun merhametiniz ki; siz de merhamet göresiniz.

Profösör

Bisiklet Sevdası


Elili yıllar; köyümüze bir otomobil geldiğinde bütün köy çocukları ona dokunabilmek için otomobilin arkasınadan koşardı koşardık. O zaman otomobil tekerleklerinde bulunan metal jantların ortasında  bombeli, nikelanjlı ayna gibi parlak bir kapak bulunurdu. Bu kapak ayna gibi bizim suretimizi ve süiletimizi büyülü ve fantestik bir şekilde yansıtırdı. Daha o zamandan sanat ve estetik duygusu çocukluk ruhumuzu okşuyordu. Bir otomobil sahip olma isteği olmasa bile bisikletlerin farını kaplayan bombeli metal kafa da aynı suret ve süileti yansıttığından olacak ki, bisiklete  sahip olam arzusu zaman zaman içimizde depreşirdi. Doğrusu keşke bir bisikletimiz olsa, farı yansa, keşke bir bisikletimiz olsa zili çalsa diye iç geçirirdik. Bisiklet sürmek de çocukluğumuzda masalsı bir yolculuk gibiydi.

Profösör

7 Aralık 2017 Perşembe

İşte Hakikat... İşte Yalan!..



Çağdaş dediğimiz modern çağ ne yazık ki paçalarından akıyor da hala kendini kirlettiğinin ve kirletildiğinin şuurunda değil. Daha bebeklikte masum beyinlere yerleştirilen, toplar, tüfekler, tanklar, tabancalar, at hırsızları kovboylar çocuklarımızı ruhen tahrip ediyor.   Aç bırakılmış, ruhsuz kalpler ve daha nice akıl budalaları... Çağımızda daha bebek annesinden doğarken masumiyetini yitiriyor. Doktor, elinde neşter doğal bir doğumu yapay bir operasyona dönüştürebiliyor.  Herşey artık maddeyle, parayla pulla, makamla mevkiyle, şan ve şöhretle ölçülüyor. Hani vicdan, hani insanlık, hani maneviyat bunun neresinde!.. Bir zamanlar anne çocuğuna çaputtan oyuncak bebek yapmasını öğretiyordu. Çocuk babasından  ev, araba yapmasını öğreniyor, birlikte  uçurtma uçuruyordu. Bazen saklanbaç oynanır, bazen güreş tutulurdu. Rüzgar gülü pervaneler, kamıştan düdükler, kağıttan kayıklar daha bir çok oyuncaklar.. Çocuklar masum hayaller kurmasını öğreniyordu. Zaman geçti de ne oldu!..  Çağdaş çöplükte çağ dışı yaşamak artık moda oldu.  Oysa bir ışık, ışığın vurduğu delikli bir sepet, deliklerinden süzülen ışıkla efsunlayıcı bir gölge oyunu. Madem ki en büyük ışık güneştir; güneş hakikati temsil ettiğine göre, sepetin ışıkta hareket ettirilmesiyle bir gölge oyunu.  Güneş hakikattir; oynaşan gölge ise bir yalan. Daha bebek çağında hakikati de,  yalanı da öğreniyor insan.!..

Profösör

30 Kasım 2017 Perşembe

Göçmen Kuşlar




Yine sonbahar ve yine göçmen kuşlar!.. Önde rehber, arkasında dizilmiş bütün turnalar. Kuzeyden güneye, güneyden kuzeye göç eden göçmen kuşlar. Saklanmamışsa güneş gökyüzünde karabulutlara, akşam vakti bu; hüzün çöker gibi  bir sis çöker bütün yüreklere. Canı alınmış bir kızıllıkta canı alınmış fersiz bir güneş.  Elvada vaktidir bu an!.. Yüzbinlerce sığırcık sürüsü, estetik bir gösteri yapacaktır şehrin üstünde birazdan. Son selamlama böyle olmalı; bütün yaralı kalplere merhem olmalı. Bir kalp düşünün dört odacık; her odasında bir hüzüncük. Ömür dediğin nedir ki; bir gecekonduda da mutlu olur insan!.. Sen de bir gün verirsin son nefes!.. Geride bıraktığın seni sevenlerin ve sevdiklerin. Bir veda busesiyle uğurlanırsın; bırak köşkleri, konakları ve sarayları, hepsi geride kalsın... Hepimiz inanan insanlarız ya; bizim için hakikat kapısı aynı zamanda cennet kapısı!.. 


Profösör

29 Kasım 2017 Çarşamba

Ömrüne Sahip Çık!..


Malın, memalikin ve hayatın sahibi sadece Allah'tır. Sana dünya hayatından bir ömür biçilmiş; ömrüne sahip çıkmak için allah'a kulluk et. Nefsini terbiye et, azgınlıklarını dizginle, boş şeyleri terket ki; salih kullardan olasın...

Profösör

28 Kasım 2017 Salı

Haber Başlığı


Algı oluşturmanın en sisnsi yöntemi subniminal mesajlara başvurulmasıdır. Ne yazık ki en çok da gczeteci bir haberi mahrecinden alırken ve aldığı haberi kullanırken farkında olmadan zokayı yutuyor. gazeteci haktan ve mazlumdan yana durduğunu iyi bilecek ve bilincini kuşanacak ki; sinsice yapılan iletişim tuzaklarına düşmesin!.. Silah sektöründe yeni bir icadı olan İsrail'in "Demir kubbe sistemi hizmete girdi" şeklindeki haberi olduğu gibi kullanılıyor.  Gerçek gazeteci böyle bir zokayı yutmaz. Gazeteci şuur sahibidir ve bir haberi mahrecinden alırken kendi dünya görüşüne göre aldığı haberi revize ederek kullanır. İsrail icad ettiği silah insanlık hizmeti mi sunacak!.. İsrail kendi ırkının dışındakileri insan sınıfına sokmuyor.  Bir icad Hak için kullanılırsa insanlık için  hizmettir. Bir icad batıl için kullanılıyorsa insanlık için hezimettir.  "İsrail'in yeni icad ettiği   Demir Kubbe Sistemi  tehdit oluşturuyor" şeklinde başlık kullanılması daha doğru olurdu.

Profösör

Bukelamunun Korkusu



Aynen bukelamun gibisin derler ya! Yanar döner acaipsin diye de meşhur  bir pop şarkısının güftesi de vardır.  Aslında bulunduğun ortama uyar gibi yapmak, bir öyle, bir böyle olmak, yani olduğun gibi olmamak ve görünmemek bir anlamda münafıklık alametidir. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar atasözünü de unutmamak gerekir. Karanlık cehaletse eğer; güneş hakikatin kendisidir, doğdukça ve ışıdıkça karanlığı yener. Yalancının, münafığın, öyle böyle olanın korkusu kendisini gizleyememektir. Bir fotoraf düşünün rengarenk renk skalasından fırlamış bir bukelamunun keyfine diyecek yoktur. Onun korkusu siyah beyaz fotoğrafta maskesinin düşmesidir. Çünkü bukelamun siyah beyaz fotoğrafta  bütün renklerini kaybetmesidir.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...